21 Aralık 2009 Pazartesi

Fingers Crossed

Takriben 2 ay önce başlayan Erasmus maceramın bugün en resmi adımı olan vize başvurusunu yapmış bulunmaktayım. Ama sanırım en zor, en geçmek bilmeyen süreç daha yeni başlıyor. Vizeyi pasaportun üstünde görme süreci… :)

İnsan hayatı ne çabuk değişiyor, bundan 3-5 ay önce birileri Almanya dese, anlamsızca bakardım sanırım. Dönüp bakınca zincirleme gelişti aslında her şey, her zaman aklımda olan yurtdışı düşüncesi durdu durdu depreşti işte yaş 25 iken… İnsanın içindeki hep var olan gitme dürtüsü var ya, bi açık buldu mu hemen pörtlicek yer arayan hani, al işte bu o.. İşti, okuldu, her gün aynı saatte kalk git, akşam o kafayla ders dinle, gecenin bi vakti eve gel, duş al yat, saat olmuş 12-1, sabah aynı döngüye tekrar başlamak… Sonra bir gün okulun Uluslararası Ofisinin web sayfasına girmek, Erasmus başvurularının son gününün 1 Kasım olduğunu görmek, tarihin o sırada 2 Kasımı göstermesi, al işte kaçırdın derken sayfada güncelleme yapılması, 1 Kasım pazara denk geldiği için başvuruların 3 Kasıma uzatılması… Ardından hemen okulla irtibata geçip bu dönem yüksek lisanstan başvuru alacaklarının teyit edilmesi (malum geçen dönem kontenjan kalmasına rağmen yüksek lisanstan kimse gönderilmemişti, bir heves-kursak durumu yaşanmıştı) ama bu sefer eşeğin sağlam kazığa bağlanması :) Hemen formun doldurulması, 3 Kasım akşamı kapanan Uluslararası Ofisin kapısının altından formun atılması… Sonrasında dil sınavıydı, okul eşleşmesiydi, belgelerdi, kabul mektubunun gelmesiydi, kalınacak yerin bile ayarlanmasıydı, “e işi bırakıcam bu durumda” kararıydı derken bugün oldu ve en resmi ve önemli işlem olan vize başvurusu aşamasına geldik…

Vize başvurusu süreci de az sancılı olmadı hani. Cuma günü randevu almak için aracı kurumu aradığımda bana Pazartesi sabah 8.30’a randevu verdi. Versin iyi hoş da istenen bi ton belge nasıl toparlanacak düşünen yok tabi. Neyse cuma öğleden sonra benim kendi belgelerim dışında anne-babamdan istenen belgeleri de bir hışımla toparladık. Tüm belgeler hazır pazartesi sabah 6.45’de düştüm yollara. Devlet dairelerinde, resmi işlemlerde çok afedersiniz köpek gibi davranılmasına alıştığımızdan (ve Almanlarla ilgili önyargının da etkisiyle) konsoloslukta oldukça katı ve zor bir süreç olacağına kendimi alıştırmıştım. Amma velâkin sandığımın aksine çok çok sıcak bir karşılama yaşadım daha kapıdan girerken. Güvenlik görevlisinin samimi günaydını, belgeleri kontrol ederken muhabbet etmesi, danışmadaki çat pat Türkçe konuşan Alman bayanın parfümümü beğendiğini söylemesinden tutun gişedeki mülakatı yapan görevli bayanın yardımcı, yol gösterici tavrı… Resmen şaşırdım, alışık değiliz biz bu kadar iyi davranılmasına:)

Bakalım, şu an için tam durum “fingers crossed”. Umarım bundan sonraki aşamalar da sorunsuz sıkıntısız geçer de şubat ayı sonu itibariyle başka memleketlerde başka hayatlar yaşamaya başlarız…

Neyse uzun sözün kısası, gün ola hayrola… Yeni gelişmelerle karşınızda olacağım… :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder